Doğru Kalem Tutmanın Önemi: Çocuklara Ne Zaman ve Nasıl Kazandırılmalı?
Kalem kullanmak yalnızca parmaklarla gerçekleştirilen basit bir hareket değildir. Çocuğun ince motor becerileri, el-göz koordinasyonu, el ve parmak kaslarının kontrolü, bilek stabilitesi ve görsel-motor koordinasyonu bu sürecin parçalarıdır. Bu nedenle okul öncesi dönemde asıl amaç, çocuğa bir an önce harf ve kelime yazdırmak yerine yazmaya temel oluşturacak becerileri geliştirmek olmalıdır.
Doğru Kalem Tutmanın Önemi: Çocuklara Ne Zaman ve Nasıl Kazandırılmalı?
Bir çocuğun kalemi nasıl tuttuğu, ilk bakışta yazının içeriği kadar önemli görünmeyebilir. Oysa kalem tutuşu; yazı sırasında el ve parmakların verimli kullanılmasını, kalem üzerindeki baskının kontrol edilmesini, yazma sürecinin daha rahat ve sürdürülebilir olmasını doğrudan etkiler. Özellikle çocukların uzun süre yazı yazmaya başladığı ilkokul yıllarında uygun olmayan bir kalem tutuşu; elin çabuk yorulmasına, gereğinden fazla kasılmaya, yazma hızının düşmesine ve çocuğun yazı çalışmalarından kaçınmasına neden olabilir.
Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekir: Doğru kalem tutmayı öğretmek, çocuğun eline mümkün olduğunca erken kalem vermek anlamına gelmez.
Kalem Tutmadan Önce Hazır Olmak Gerekir
Kalem kullanmak yalnızca parmaklarla gerçekleştirilen basit bir hareket değildir. Çocuğun ince motor becerileri, el-göz koordinasyonu, el ve parmak kaslarının kontrolü, bilek stabilitesi ve görsel-motor koordinasyonu bu sürecin parçalarıdır.
Bu nedenle okul öncesi dönemde asıl amaç, çocuğa bir an önce harf ve kelime yazdırmak yerine yazmaya temel oluşturacak becerileri geliştirmek olmalıdır.
Oyun hamuruyla çalışma, kesme-yapıştırma etkinlikleri, boncuk dizme, mandal kullanma, parmak oyunları, boyama, serbest çizim ve farklı materyallerle yapılan ince motor çalışmaları çocuğu kalem kullanımına hazırlayan etkinliklerdir.
Çocuk gerekli hazırbulunuşluğa ulaştıkça kalem kontrolü de doğal olarak daha yönetilebilir hâle gelir.
Okul Öncesinde Okuma Yazma Yarışı
Günümüzde okul öncesi eğitimde zaman zaman çocuklara mümkün olduğunca erken okuma ve yazma öğretmenin bir başarı ölçütü olarak görülmesi önemli bir problem oluşturabilmektedir.
Bir çocuğun okul öncesinde okuyabiliyor veya yazabiliyor olması tek başına gelişimsel açıdan daha ileride olduğu anlamına gelmez. Çocuk henüz gerekli motor hazırbulunuşluğa ulaşmadan yoğun biçimde kalem kullanmaya ve harf yazmaya yönlendirildiğinde, kalemi işlevsel biçimde kullanmak yerine o anda kendisine en kolay gelen tutuş biçimini geliştirebilir.
Bu tutuş zaman içerisinde tekrarlandıkça alışkanlığa dönüşebilir.
Dolayısıyla mesele yalnızca “Çocuk kaç yaşında yazmaya başladı?” değildir. Daha önemli soru şudur:
Çocuk yazmaya başladığında buna fiziksel, bilişsel ve gelişimsel olarak hazır mıydı?
Bu Durumun Sorumluluğunu Yalnızca Öğretmenlere Yüklemek Doğru Değildir
Burada okul öncesi öğretmenlerini doğrudan sorumlu tutmak adil bir yaklaşım değildir.
Okul öncesi öğretmenliğinin temel amacı, ilkokuldaki biçimiyle okuma-yazma öğretimi yapmak değildir. Buna rağmen öğretmenler; aile beklentileri, kurum politikaları veya çocukların ilkokula daha erken akademik becerilerle başlamasına yönelik toplumsal beklentiler nedeniyle henüz hazır olmayan çocuklara yazma çalışmaları yaptırmak durumunda kalabilmektedir.
Başka bir ifadeyle, bazı okul öncesi öğretmenleri de çocuklara gelişimsel olarak erken dönemde akademik beceri kazandırma beklentisinden rahatsızdır.
Bu nedenle konuyu tek tek öğretmenlerin yeterliliği üzerinden değil; okul öncesi eğitimden ne beklediğimiz üzerinden değerlendirmek gerekir.
Okul öncesi eğitimin temel hedefi çocuğu ilkokul programına erkenden başlatmak değil, ilkokulda ihtiyaç duyacağı becerilere hazırlamaktır.
İlkokulda Doğru Kalem Tutuşunun Öğretilmesi
Problemin diğer tarafında ise ilkokul dönemi bulunmaktadır.
Her öğretmenin kendi kalem tutuşu da ideal olmayabilir. Çocukluk döneminde uygun kalem tutuşunu kendisi kazanamamış bir öğretmenin de bunu öğrencisine öğretebilmesi pek tabii mümkündür. Çünkü bunun eğitimini ilkokul öğretmenleri eğitim fakültelerinde bizzat almaktadırlar.
Kimi öğretmenler öğrencinin kalemi nasıl tuttuğunu, ortaya çıkan yazının okunabilirliği kadar önemli de görmeyebilir. Oysa özellikle yazmaya yeni başlayan çocuklarda öğretmenin yalnızca ortaya çıkan harfe değil, yazma sürecinin nasıl gerçekleştiğine de dikkat etmesi gerekir.
Çocuğun kalemi gereğinden fazla sıkıp sıkmadığı, parmaklarının hareket alanı, bileğini nasıl konumlandırdığı, kâğıdın duruşu, yazarken aşırı yorulup yorulmadığı ve kalem kontrolünün işlevsel olup olmadığı birlikte değerlendirilmelidir.
Amaç bütün çocukların parmaklarını milimetrik olarak aynı konuma getirmek değil, rahat, kontrollü ve sürdürülebilir bir yazma davranışı geliştirmelerini sağlamaktır.
Her Farklı Kalem Tutuşu “Yanlış” Değildir
Bu noktada önemli bir başka konu da bireysel farklılıklardır.
Ne kadar çalışma yapılırsa yapılsın her çocuk aynı kalem tutuş biçimini geliştirmeyebilir. Motor gelişim, el yapısı, dominant el kullanımı, koordinasyon ve çocuğa özgü gelişimsel özellikler kalem tutuşunda farklılıklara neden olabilir.
Bu nedenle standart bir kalem tutuşunu her öğrenciye zorla uygulatmaya çalışmak doğru değildir.
Bir çocuk alışılmışın dışında bir tutuş kullanmasına rağmen rahat yazabiliyor, kalemi kontrol edebiliyor, aşırı yorulmuyor, ağrı yaşamıyor ve yazma performansı belirgin biçimde etkilenmiyorsa yalnızca görüntü farklı olduğu için sürekli müdahale etmek gerekli olmayabilir.
Bazı durumlarda ise kalem tutuşundaki güçlük daha özgül motor veya gelişimsel ihtiyaçlarla ilişkili olabilir. Böyle durumlarda mesele yalnızca sınıf içerisinde tekrar yaptırılarak çözülebilecek bir “yanlış alışkanlık” olarak değerlendirilmemelidir. Çocuğun bireysel özellikleri kabul edilmeli ve ihtiyaç duyuluyorsa uygun uzman desteği değerlendirilmelidir.
Kalem Tutuşuna Ne Zaman Müdahale Edilmeli?
Kalem tutuşuyla ilgili yönlendirme en anlamlı biçimde yazma alışkanlıklarının henüz oluştuğu erken dönemde yapılabilir.
Çocuk bir tutuş biçimini yüzlerce ve binlerce kez tekrar ettikçe bu davranış giderek otomatikleşir. Bu nedenle ilkokulun ilk yıllarında gözlem yapmak ve gerekiyorsa nazik biçimde yönlendirmek önemlidir.
Özellikle ikinci sınıftan sonra uzun süredir kullanılan bir kalem tutuşunu değiştirmek giderek güçleşebilir. Ancak bunu “ikinci sınıftan sonra değiştirmek mümkün değildir” şeklinde kesin bir kurala dönüştürmemek gerekir. Daha ileri yaşlarda da değişiklik mümkün olabilir; fakat yerleşmiş motor alışkanlığın değiştirilmesi daha fazla zaman, motivasyon ve tekrar gerektirebilir.
Üstelik mevcut tutuş çocuğun yazmasını olumsuz etkilemiyorsa, sırf standart görünüme ulaşmak amacıyla değişiklik yapmak her zaman gerekli değildir.
Amaç Güzel Görünen Bir Tutuş Değil, İşlevsel Yazmadır
Doğru kalem tutuşunu önemsemeliyiz; ancak bunu çocuk üzerinde yeni bir başarı baskısına dönüştürmemeliyiz.
Bir tarafta henüz hazır olmadan çocuklara harf ve kelime yazdırmak, diğer tarafta ise bütün çocuklardan tek tip kalem tutuşu beklemek aynı temel hataya götürebilir: çocuğun bireysel gelişim hızını gözden kaçırmak.
Okul öncesi dönemde çocuk önce yazmaya hazırlanmalı; ilkokulun başlangıcında uygun kalem kullanımı gözlemlenmeli ve gerekli yönlendirmeler erken dönemde yapılmalıdır. Yerleşmiş farklılıklarda ise çocuğun rahatlığı, işlevselliği ve bireysel özellikleri merkeze alınmalıdır.
Çünkü hedef yalnızca çocuğun kalemi “doğru görünen” şekilde tutması değildir.
Asıl hedef; yorulmadan, zorlanmadan, kontrollü ve kendine güvenerek yazabilen bir çocuk yetiştirmektir.
